Hastane, klinik, laboratuvar, diyaliz merkezi, huzurevi ve evde bakım hizmetlerinde çalışanlar, mesleklerinin doğası gereği başkalarının sağlığıyla ilgilenirken kendi sağlıkları için önemli risklere maruz kalır. Bu sektörde sağlık gözetimi, diğer işkollarından farklı bir öncelik sırasına sahiptir: biyolojik etkenler listenin başındadır.
İşe giriş değerlendirmesinde ilk bakılan başlık, çalışanın bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklık durumudur. Hepatit B için yüzey antijeni ve antikor düzeyi, hepatit C ve HIV taraması standart olarak istenir. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği bağışıklığı da özellikle çocuk ve doğum servislerinde çalışacaklar için değerlendirilir.
Hepatit B’de amaç yalnızca taşıyıcılık taraması değildir. Bağışıklığı olmayan çalışanın aşı programına alınması ve aşı sonrası antikor yanıtının ölçülmesi gerekir. Aşı yapılmış olması tek başına yeterli değildir; yanıt oluşup oluşmadığı kontrol edilmelidir. Yanıt vermeyen çalışanlar için ek doz ya da farklı koruma stratejileri gündeme gelir.
Tüberküloz taraması da bu grupta önemlidir. Akciğer grafisi ve gerektiğinde ilave testlerle başlangıç durumu belgelenir. Kapalı ve kalabalık ortamlarda, özellikle göğüs hastalıkları ve acil servis birimlerinde bu takip düzenli sürdürülür.
Sağlık çalışanlarının en sık karşılaştığı mesleki olay, iğne batması ve kesici alet yaralanmasıdır. Bu olayların çoğu bildirilmez; çalışan durumu önemsemez ya da bildirim sürecini bilmez.
İşe giriş muayenesinde alınan bağışıklık durumu kaydı, tam da bu noktada değer kazanır. Bir yaralanma sonrası yapılacak değerlendirmede, çalışanın olay öncesindeki durumunun bilinmesi hem doğru profilaksi kararını hem de sonraki hak taleplerinin dayanağını oluşturur. Başlangıç kaydı yoksa, tespit edilen bir enfeksiyonun mesleki olup olmadığı tartışmaya açık kalır.
İşverenin bu alandaki yükümlülüğü yalnızca muayeneyle sınırlı değildir. Yaralanma bildirim prosedürünün kurulmuş olması, olay sonrası hızlı değerlendirme imkânının bulunması ve kayıtların tutulması aynı bütünün parçalarıdır.
Sağlık ortamı, sanılanın aksine yoğun kimyasal maruziyet içerir:
Bu maruziyetler işe giriş muayenesinde sorgulanmalı; cilt muayenesi, solunum fonksiyon testi ve alerji öyküsü kayda geçirilmelidir. Sitotoksik ilaçlarla çalışacak personelde hemogram ve karaciğer fonksiyonları başlangıç değeri olarak alınır ve düzenli takip edilir.
Radyoloji, radyoterapi, nükleer tıp ve girişimsel işlem yapılan birimlerde çalışanlar ayrı bir mevzuat rejimine tabidir. Kişisel dozimetre takibi, doz limitlerinin izlenmesi ve düzenli hematolojik kontrol bu rejimin parçasıdır. İşe girişte alınan hemogram, sonraki yıllarda yapılacak karşılaştırmaların referansını oluşturur.
Bu alandaki yükümlülükler iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına ek olarak radyasyon güvenliği düzenlemelerinden doğar; ikisi birlikte yürütülür.
Hasta transferi, yatak içi pozisyon verme ve tekerlekli sandalye taşıma, bel ve omuz yaralanmalarının başlıca nedenidir. Bakım personelinde bel ağrısı sıklığı, ağır sanayi çalışanlarıyla karşılaştırılabilir düzeydedir. İşe girişte kas-iskelet sistemi muayenesi ve gerektiğinde bel görüntülemesi, başlangıç kaydı olarak değer taşır.
Gece nöbeti ve dönüşümlü vardiya, uyku düzeni bozukluklarına, kalp-damar riskine ve metabolik sorunlara zemin hazırlar. Gece postasında çalıştırılacak personel için sağlık raporu alınması ve en geç iki yılda bir yenilenmesi gerekir. EKG, tansiyon ve kan şekeri takibi bu grupta öne çıkar.
Sağlık çalışanlarına yönelik sözel ve fiziksel şiddet, sektörün en bilinen psikososyal riskidir. İşe giriş muayenesi bu riski ortadan kaldırmaz, ancak çalışanın ruhsal durumuna ilişkin bir başlangıç değerlendirmesi yapılması ve düzenli takip mekanizmasının kurulması, hem erken müdahaleyi hem de meslek hastalığı tartışmalarında nesnel zemini sağlar.
Kurum dışında hizmet veren personel için gözetim daha da zordur. Çalışan farklı adreslerde, gözetimsiz ortamlarda ve çoğu zaman tek başına çalışır. Bu grupta ulaşım güvenliği, bilinmeyen ortam riskleri ve hasta kaldırma yükü öne çıkar. İşe giriş değerlendirmesinde kas-iskelet sistemi, bağışıklık durumu ve sürüş yapacaksa görme ile tepki kapasitesi birlikte ele alınır.
Sağlık kuruluşlarında aşılama, sağlık gözetiminin ayrılmaz parçasıdır ve tek seferlik bir işlem değildir. İşe girişte bağışıklık durumu belirlenir, eksik olanlar için program başlatılır, tamamlanan seriler sonrası yanıt kontrol edilir ve kayıtlar güncellenir.
Hepatit B’de bu döngünün tamamlanması özellikle önemlidir. Aşı serisinin tamamlanmış olması, koruyucu antikor düzeyinin oluştuğu anlamına gelmez. Yanıt ölçülmeden “aşılı” kabul edilen bir çalışan, gerçekte korumasız olabilir ve bu ancak bir yaralanma sonrası fark edilir.
Tetanoz, grip ve ilgili birimlerde diğer aşılar da programın parçasıdır. Aşı kayıtlarının kişisel sağlık dosyasında güncel tutulması, hem çalışanın korunması hem de olay sonrası hızlı karar verilmesi için gereklidir.
Kesici-delici alet yaralanması yaşandığında zaman kritiktir. Kurumda tanımlı bir prosedürün bulunması ve bunun tüm personel tarafından bilinmesi gerekir.
Beşinci adımın etkinliği, dakikalar ve saatler içinde karar verilmesine bağlıdır. Bu da ancak çalışanın bağışıklık durumu önceden bilindiğinde mümkündür. İşe giriş muayenesinde alınan seroloji sonuçlarının değeri, tam olarak böyle bir anda ortaya çıkar.
Sağlık sektöründe uzun nöbetler yaygındır. Nöbet süreleri, ardışık nöbet sayısı ve nöbet sonrası dinlenme hakkı, sağlık gözetiminin operasyonel karşılığıdır. Muayenede uyku bozukluğu saptanan personelde nöbet düzeninin gözden geçirilmesi, tek başına yapılan bir muayeneden daha etkili sonuç üretir.
Sağlık ve bakım sektöründe işe giriş muayenesi, diğer sektörlerdeki gibi “bu kişi bu işi yapabilir mi” sorusuyla sınırlı kalmaz. Aynı zamanda çalışanın mesleki yaşamı boyunca karşılaşacağı biyolojik risklere karşı bağışıklık haritasını çıkarır. Bu harita bir kez çıkarılmadığında, sonraki her olayda belirsizlikle çalışılır.
Bağışıklık taramaları, kimyasal maruziyet değerlendirmeleri ve vardiya raporlarını tek çatı altında yürütebilen yetkili bir OSGB ile çalışmak bu nedenle sektörde özel bir önem taşıyor. Satem OSGB, hepatit ve bulaşıcı hastalık taramaları dahil tüm tetkikleri kendi laboratuvarında çalışıyor, muayeneleri hem merkezlerinde hem de gezici İSG araçlarıyla kurum bünyesinde tamamlayabiliyor ve sonuçları takip edilebilir bir dijital arşivde saklıyor. Kapsamı Satem OSGB sayfasından inceleyebilirsiniz.
Reklam & işbirliği: [email protected]