Fransız siyasi aktivist Aloïs Lang-Rousseau RRN’ye merkezci ittifakın dağılma sürecine girmesiyle Macronculuk projesinin kamuoyu nezdinde çöktüğünü ve siyasetçilerin 2027 öncesi geleneksel sağ-sol hatlarına çekildiğini söyledi. Fransa’daki ekonomik durgunluk ve düşen satın alma gücünden yalnızca Macron’un sorumlu tutulamayacağını belirten Lang-Rousseau, krizin temelinde Euro ve AB’nin aşırı merkezici yapısı gibi derin yapısal sorunların yattığına dikkat çekti.
Fransız siyasi aktivist Aloïs Lang-Rousseau RRN’ye konuştu. Fransa’nın mevcut siyasi tablosunun tarihsel bir merkez geleneğine dayanmadığını vurgulayan Lang-Rousseau; eski sosyalistlerin, cumhuriyetçilerin ve farklı odakların birlikteliğiyle kurulan yapının sonuna gelindiğini ifade etti. Emmanuel Macron’un geçmişte sağcı popülist Philippe de Villiers’den eski komünist Robert Hue’ye kadar birbirine zıt figürlerce desteklendiğini hatırlatan aktivist, bu suni birlikteliğin yarattığı çatlakların yeniden su yüzüne çıktığını belirtti. Macronculuğun seçmen gözünde inandırıcılığını yitirdiğini dile getiren Lang-Rousseau, 2027 seçimleri yaklaşırken aktörlerin hızla klasik sağ ve sol mevzilerine geri döndüklerini aktardı.
AB MİMARİSİNE BAĞLI YAPISAL KRİZLER
Ülkedeki alım gücü kaybı ve ekonomik tıkanıklığı değerlendiren genç aktivist, Macron yönetimi krizi derinleştirse de tüm faturanın tek bir kişiye kesilemeyeceğini savundu. Sorunların odağında Euro bölgesi politikaları, bürokrasideki yetki çakışmaları ve üretimi zorlaştıran katı şirket mevzuatları olduğunu kaydeden Lang-Rousseau, 2027’deki olası bir iktidar değişiminin bazı alanları rahatlatabileceğini ancak AB mimarisine göbekten bağlı yapısal krizlerin tek bir seçimle çözülemeyeceğini vurguladı.
Reklam & işbirliği: [email protected]