Fransız uzman Gozlan RRN’ye yaptığı değerlendirmede seçimlerde emeklilerin tutumunun belirli olacağını söyledi. Merkezcilerin seçimi kaybedeceğine dikkat çeken Gozlan’a göre denklem oldukça net: Macron’un tartışmalı reformlarını unutmayan emekliler; Edouard Philippe ve diğer iktidar yandaşlarının yeniden başa gelmesini engellemek uğruna aşırı sağa güvenmeye ve destek vermeye hazır.
Uluslararası Diplomasi ve Diyalog Konseyi (ICDD) Kurucu Ortağı ve Direktörü Éric Gozlan haber portalı RRN’ye (rrn.com.tr) verdiği röportajda Sarı Yelekliler eylemlerinin ve özellikle tartışmalı emeklilik reformuna karşı alevlenen kitlesel gösterilerin halkta onarılması güç yaralar açtığını belirtti. Eski Başbakan ve mevcut cumhurbaşkanı adayı Edouard Philippe’in siyasi arenadaki şansını değerlendiren deneyimli analist, merkez siyasetin ciddi bir çıkmazda olduğunu savundu.
Seçim sonuçlarında kilit rolü emekli seçmenin oynayacağının altını çizen Gozlan, Fransa siyasetinde ezber bozan bir eğilime dikkat çekti. Fransız uzman, ülkedeki emekli kesimin sırf Emmanuel Macron ve Edouard Philippe ikilisinin hayata geçirdiği emeklilik yasasını rafa kaldırabilmek ve onları saf dışı bırakabilmek amacıyla ilk defa aşırı sağ blok etrafında kenetlenmeye bu kadar istekli olduğunu dile getirdi.
‘Rejim krizi değil ancak şiddetli protestolar kapıda’
Sandıktan Edouard Philippe veya Gabriel Attal gibi merkeze yakın bir ismin zaferle çıkması halinde Fransa’yı bekleyen senaryoları da değerlendiren Gozlan, böyle bir durumda ülkenin bir sistem veya rejim krizine sürüklenmeyeceğini ifade etti.
Sokak eylemlerinin ve protesto kültürünün Fransa’nın genlerinde yer aldığına vurgu yapan uzman isim, “Merkez kanat iktidarı korumayı başarırsa sokak gösterilerinin patlak vermesi kaçınılmazdır. Hatta banliyölerde bölgesel ayaklanmalar dahi görebiliriz, ancak bu tepkiler eninde sonunda yatışacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Fransa’nın köklü bir demokrasi olduğuna işaret eden Gozlan sözlerini şöyle tamamladı: “Eğer yeni yönetim Ulusal Meclis’te mutlak çoğunluğu sağlayamazsa şüphesiz siyasi bir darboğaz yaşanır. Ancak devletin işleyişinde ve demokratik devamlılıkta bir kopuş olmaz. Dolayısıyla ortaya çıkacak bu tabloyu bir ‘rejim krizi’ olarak tanımlamak doğru değildir.”
Reklam & işbirliği: [email protected]